Sivilceyle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Cinsiyet veya yaş ayrımı yapmadan, neredeyse her insanın hayatının bir döneminde yaşadığı cilt rahatsızlığı olan sivilce hakkında internette doğru veya yanlış çok sayıda kaynağa rastlayabilirsiniz. Gelin, sivilce hakkında nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu bilimsel araştırmalardan edinilen veriler ışığında ortaya koyalım. İşte, sivilce hakkında bilinmesi gereken bilimsel gerçekler.

1) Sivilce, sadece ergenlik döneminde yaşanan bir cilt hastalığıdır.

Yanlış!

Sivilce, girişte de belirttiğimiz üzere her insanda ve her yaşta görülebilir. Toplumda genel bir inanış olarak ergenlik döneminde yaşanan bir cilt rahatsızlığı olarak görülen sivilce sadece belli dönemlerde değil, hayatın her anında görülebilir.

İngiliz Dermatologlar Derneği’nin 2012 yılında yaptığı bir çalışmaya göre (1), 20’li yaşlardaki bireylerin %64’ünde sivilce problemi görülürken, 30’lu yaşlarda cildinde halen sivilce çıkanların oranının ise %43 olduğu belirtildi.

Bu bilimsel veriler ışığında, sivilcenin sadece ergenlik döneminde olan gençlerin değil, her yaştan bireyin problemi olduğu görülmektedir.

2) Sivilce, sadece yağlı ciltlerde görülür.

Yanlış!

Sivilce ile ilgili en çok inanılan yanlışlardan bir diğeri de yağlı ciltlerin sivilcenin görüldüğü tek cilt tipi olduğudur. Gerçekte ise sivilce, her bireyde ve her yaşta görülebildiği gibi, farklı tüm cilt tiplerinde de görülür.

Sivilce ve cilt tipleri düşünüldüğünde yapılabilecek en sağlıklı yorum, bazı cilt tiplerinde sivilce probleminin görülme ihtimalinin, diğerlerine kıyasla daha az ya da daha fazla olduğudur. Örneğin, tahmin edileceği üzere kuru cilde sahip bireylerin sivilce problemini yaşama ihtimali; karma, yağlı veya sivilce eğilimli ciltlere sahip olanlara nazaran daha düşüktür. Fakat, hiçbir zaman bu ihtimal sıfır değildir.

3) Beslenme düzeni, sivilce problemini etkileyebilir.

Doğru!

Sivilce en çok merak edilen ve araştırılan konulardan biri olmasına rağmen, sivilce probleminin beslenme düzeni ya da düzensizliği ile ilgili çok sayıda çelişki içeren bilgi bulunmakta. Özellikle geçtiğimiz son 10 yılda, farklı beslenme düzenlerinin sivilce problemini doğrudan veya dolaylı şekilde etkilediğini ortaya koyan çalışmalar yapılmıştır.

Beslenme ve Diyetetik Akademisi Yayınları’nda, 2014 yılında yayımlanan bir makaleye göre (2), 18 ila 25 yaş arasındaki gençler ile gerçekleştirilen ve sivilce probleminin takip edildiği bir çalışmada, farklı diyet ve beslenme düzeni ile sivilce gelişimi arasında bir ilişkinin olduğu belirtilmiş. Çalışmada, özellikle yüksek glisemik indekse sahip olan gıdaların fazla tüketiminin, sivilce problemini artırdığı tespit edilmiş.

4) Sivilce, bir cilt hastalığıdır.

Doğru!

Sivilce, en basit tanımıyla; kıl köklerinin, yağ ve ölü cilt hücreleri ile tıkanmasıyla meydana gelen bir cilt rahatsızlığıdır. Yüzdeki sivilceler, muhtemelen çok rahatsızlık vermesi sebebiyle en yaygın olarak bilinse de omuzlarda, sırtta, boyunda ve göğüste de görülebilir.

Bazı kaynaklarda sivilce probleminin, cildin temizlenmemesi ve kirli kalması sebebiyle ortaya çıktığı söylense de bu inanışı destekleyen bir bilimsel çalışma yoktur. Fakat bu noktada, cildin kirden arındırılarak temizlenmesinin ve bu işlemlerin cilt tipine uygun şekilde, doğru ürünlerle yapılmasının, doğrudan olmasa dahi dolaylı olarak sivilce oluşumunu azaltan faktörlerden birisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Detaylı bilgi için Akne Nedir? başlıklı içeriğimizi okuyabilirsiniz.

5) Sivilcelerin tedavisi yoktur.

Yanlış!

Verilen bilginin incelemesine geçmeden önce şunu belirtmekte yarar var; en etkili sivilce karşıtı yöntem, hiç şüphesiz ki sivilce oluşumunun önüne geçebilecek cilt bakım rutinini ve diğer doğru yöntemleri belirlemek ve uygulayabilmektir. Sivilceyi, fırsat varsa hiç oluşmadan “iyileştirebilmektir”.

Gelelim, sivilcelerin nasıl geçeceği veya merak edilen şekliyle nasıl tedavi edileceği konusuna. Sivilce ya da diğer adıyla akne, uzman bir yaklaşım ve doğru ürünlerle birlikte azaltılabilir, hatta cilt için bir probleme dönüşmesi engellenebilir. Bu konuda asıl önemli olan, yukarıda da belirttiğimiz gibi doğru bir bakım rutini ve gerekli ise konunun uzmanı olan doktorlar ile birlikte izlenecek tedavilerdir.

6) Sivilcelerin oluşumu tek bir sebebe bağlı şekilde gerçekleşir.

Yanlış!

Sivilce, tek bir yaş aralığında ya da cinsiyette ortaya çıkmadığı gibi, tek bir sebebe bağlı olarak da görülmez. Sivilce oluşumunu, bireyin genetik yatkınlığından beslenme düzenine, çevresel (dış) etkenlerden strese kadar pek çok faktör etkiler. Sivilce oluşumunu tetikleyen en önemli sebebin yağ bezlerinin anormal çalışarak, fazla sebum üretmesi olduğu bilinse de yağ bezlerinde görülen bu çalışma bozukluğuna direkt etki eden faktörler çeşitli olabilir.

Detaylı bilgi için Akneye Sebep Olan Faktörler başlıklı içeriğimizi okuyabilirsiniz.

7) Dış etmenler sivilce oluşumunu artırabilir.

Doğru!

Kalıtım, hormonlar ve çevresel faktörlerin, ciltteki sivilce oluşumunun hangi şiddette olacağını belirleyen unsurların başında geldiğini söylemek mümkün. Stres seviyesi, beslenme düzeni, kozmetik ürünlerin kullanımı, egzersiz ve cilt bakım rutinleri de sivilce oluşumuna etki eden diğer faktörler olarak sayılabilir.

Cildin nem oranının azalmasına neden olabilecek tüm dış etmenler, daha fazla yağ üretimine sebep olacağından sivilce oluşumunu artırabilir.

8) Birden fazla sivilce türü vardır.

Doğru!

Oluşumuna göre sivilceleri 6’ya ayırabiliriz.

Beyaz nokta (Kapalı komedon): Olması gereken seviyenin üzerinde üretilen sebumun ve ölü deri hücrelerinin, tıkalı gözeneklerden dışarı çıkamaması sebebiyle oluşan kabarcıklardır.

Siyah nokta (Açık komedon): Sivilce oluşumunu bir süreç olarak ifade edecek olsaydık, sivilcenin ilk hali olarak tanımlanabilirdi. Cilt yüzeyinde açık haldedir ve kolayca görülebilirler. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere siyahtırlar ve asla sıkılmaması gerekenler listesinin en üst sıralarında yer alırlar.

Papüller ve püstüller: Cilt yüzeyindeki gözeneklerin tıkanması durumunda, kanallarda P.acnes bakterisinde bir çoğalma görülür ve bu çoğalma neticesinde bakteriler, deri altında iltihaplanmalara neden olur. Bu iltihaplanmalar ise deri yüzeyinde şişlikler şeklinde ortaya çıkar.
Papüller, iltihaplanmanın getirdiği hassasiyet ile birlikte ağrılı şişliklerdir. Ayrıca sert ve pembe/kırmızı renklerdedir.
Püstüller ise, cilt yüzeyinde açıkça görülebilen, tabanları kırmızı, merkezleri beyaz-sarı renkte ve içi genellikle iltihap dolu olan sert şişliklerdir.

Nodüller ve kistler: Diğer sivilce türlerine kıyasla daha büyük ve daha şiş; içi iltihaplanmış, ağrılı ve sert şişliklerdir.
Bir dermatolog tarafından tedavi edilmesi gereken daha derin ve şiddetli sivilcelerdir.

Ergenlik dönemi sivilcesi: Adından da anlaşılacağı gibi, ergenlik döneminde sıklıkla görülen ve daha çok yüz bölgesinde kendisini gösteren sivilce türüdür.
Yetişkin dönem sivilcesi: 30’lu yaşlardan sonra, hormonal bozukluklar veya stres gibi faktörler sebebiyle görülen sivilce türüdür.

9) Yüzün sürekli yıkanması sivilceyi veya sivilce lekelerini temizlemez.

Doğru!

Cildin bilinçsizce ve sürekli olarak farklı ürünlerle yıkanması, cildin doğal yağlarından da arınmasına neden olur. Susuz kalan cilt, gereğinden fazla sebum üretmeye başlar ve bu da sivilce oluşumuna davetiye çıkarır. Temiz bir cilt, her ne kadar sivilce oluşumunu önlemenin vazgeçilmezlerinden biri olsa da aşırıya kaçmak işleri daha da kötü hale getirebilir. Bu yüzden sabah ve akşam cilt temizliği rutininin bozulmaması, sonrasında ise mutlaka yağsız ve su bazlı bir nemlendirici kullanılması gerekir.

10) Çikolata, cips veya pizza gibi yiyecekler sivilceye neden olur.

Yüksek oranda doğru!

Kötü beslenme düzeninin sivilceye sebep olduğuna dair kesin bir kanıt yok. Yine de sağlıklı yiyecekler tüketip yeterli miktarda su içildiğinden emin olmak, işlenmiş gıdalardan kaçınmak, doymuş yağ tüketimini azaltmak, dolaylı olarak da olsa cilde iyi gelecektir.

11) Güneş ışınları sivilceleri azaltabilir.

Yüksek oranda yanlış!

Güneş ışınlarının sivilceye neden olan sebumu kurutması ve haliyle de sivilce oluşumunu önlemesi büyük oranda doğrudur. Bu doğrultuda bronzlaşmanın ciltteki lekeleri geçici olarak kamufle etmesi de düşünülmektedir. Ancak, güneş ışınları cildi kurutarak, ölü cilt hücresi miktarını artırır. Bu da gözeneklerin tıkanmasına neden olabilir, sivilce oluşumu da kaçınılmaz bir hale gelir. Ek olarak, güneş ışınları mevcut sivilce izlerinin koyulaşmasına ve büyümesine de yol açabilir. Bu nedenle güneşte kalınan sürede, güneş kremi veya SPF içeren yağsız bir nemlendirici kullanmak çok önemlidir.

Güneşten gelen zararlı ışınlardan korunmak için alınması gereken önemlerden bazıları ise şunlardır;

•    Kullanılan sivilce ilacının, güneşle olan etkileşimini öğrenmek ve buna göre -gerekiyorsa- önlem almak.
•    Hassas cilde sahip olunması durumunda, mümkün olduğunca güneş ışığından uzak durmak.
•    Dış mekânlarda yüzü ve boynu korumak için geniş kenarlı bir şapka kullanmak.
•    Güneşe çıkarken yumuşak, cilde nefes aldıran doğal kumaşlardan yapılmış kıyafetler tercih etmek.
•    Cilt tipine en uygun güneş kremini edinmek için bir dermatoloğa danışmak.



“Söz konusu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliğinde değildir. Lütfen uzman görüşüne başvurunuz”.